Zamane Hedefleri

Zamane Hedefleri

Zaman çok karmaşık bir hal aldı, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlayamadığımız gibi normaller anormallerle yer değiştirdiği için artık anormallerin doğru ve hak kabul edildiği bir dönemde yaşıyoruz. 

Yakın zamanda hepimizin zorunlu olarak dijitalleştiği bir dönem geçirdik, hala da o dönemin içindeyiz. Evlerimizi temizledik, dolaplarımızı düzenledik, ekmeklerimizi, pizzalarımızı, yeri geldi pidelerimizi yaptık. Sonrasında kendimizi oyalayacak başka şeyler bulamadık ve beklenen oldu telefonlarımıza gömüldük. Bu süreçte hayatımı güzelleştiren, beni gülümseten, kendimi gözlemleyip eksik yönlendirimi geliştirmeme vesile olan bir çok yeni içerikle karşılaştığım gibi malesef aşırı gereksiz, tek amacı popülarite olan, kişinin kendi karakterinden bağımsız bir role girdiği ve “normal”de söylemeyeceği şeyleri söylediği, “normal”de gösterilmeyecek kadar mahremine girdiği içeriklerle de karşılaştım.

Uzun süredir, pandemi sürecinden de çok öncesine dayanan bir hedef ile, 50B’in üzerinde bir takipçi sayısına sahip olan bir ticari hesabım olmasına rağmen gücünü yeni yeni keşfettiğim sosyal medyayı nasıl daha iyi bir araç olarak kullanabileceğime odaklanmıştım. Hatta bu konuda geciktiğim ve markamla birlikte, kişisel sosyal medya hesaplarıma da yatırım yapmadığım için kendime fazlaca kızmış ve hemen harekete geçmek istemiştim. Başarılı gördüğümüz insanların aslında hangi dikenli yollardan geçtiği, nasıl zorluklar yaşadığı, o başarıya ulaşmak için hangi başarısızlıklardan ders çıkardığı gibi bilgiler en büyük motivasyonumdur. Ben de aşırı yoğun tempoda yaşayan, 2 çocuklu bir girişimci olarak, hikayemin başkalarına ilham kaynağı olabileceğini düşündüm. Bu konuda temele oturttuğum 2 bakış açım vardı.

Birincisi; Çevremdeki insanlardan, akrabalarımdan, arkadaşlarımdan, o kadar işe nasıl yetiştiğim, kendime nasıl vakit ayırdığım, çocuklarla işleri nasıl bir arada yürütebildiğim, bir de üzerine hobilerimle uğraşabildiğim gibi konularda olumlu yorumlar alan biriydim. Aslında tüm bu işleri yetiştirmek için yaptığım fedakarlıkları, dışarıdan bakınca mükemmelmiş gibi görünen ama aslında mükemmellikten çok uzak olan detayları, çocuklara karşı her zaman dışarıdan göründüğü kadar sabırlı olamadığımı, evde çoğu zaman yemek olmadığını ve tahmin edemeyeceğiniz kadar sağlıksız beslendiğimizi, gözlerimin altındaki hiç geçmeyen morlukların sebebini, kaç saat uyuduğumu, evimin her zaman temiz olmadığını kimse ama kimse görmemişti. Halbuki hepimiz insan değil miydik? Tabi ki kusurlarımız, eksiklerimiz olacaktı. Bu görünmezliğin, her ne kadar ucunda taktir olsa da çevrem üzerinde kendilerini yetersiz hissetme gibi olumsuz etkileri olduğunu fark ettim. Belki de sahne önü kadar, kuliste olan biteni de gösterme zamanı gelmişti.

İkincisi; Tüm bu övgülere rağmen, aslında insanların benim tam olarak ne yaptığımı bilmediklerini fark ettim. Koşturuyordum, işe gidiyordum, eve dönüyor çocuklarla ilgileniyordum. Ama bu kadın ne iş yapıyordu? Neye koşuyordu? Çocuklarla nasıl ilgileniyordu? Kendime dışarıdan bakınca aşırı anlamsız bir koşturma içindeymişim gibi göründüm. Çünkü benim bünyem alışık olsa da tempom karşısında insanların başı dönüyordu. Peki bu kadın ne yapıyordu? Çok açıkça söyleyebilirim ki içinde bulunduğum imkanların abartılmasından dolayı her zaman zengin şımarık bir kız çocuğu olarak görünmekten korktum. Bu konuda babamla çalışmaya başladığım ilk günden beridir ve 8. yılıma girerken hala hiçbir zaman ünvanımı patron kızı olarak belirlemedim, hatta bu yaftalamadan nefret ettim. Dışarıdan bakınca biraz laylaylom görünen bir iş hayatım olduğunun çok farkındayım, çünkü bu zamana kadar kimseye şirkette sorumlu olduğum işlerden bahsetmedim. Mesela izin almak, yetiştirmem gereken işlerim olduğu için zorken, hep “amann ne olacak babasından izin alıverir” bakış açısıyla karşılaştım. Mesele babamdan izin almak değildi, yoğun çalışmamdı, sorumluluklarım olmasıydı. Kendi girişimim vardı ama insanlar bu girişime hiç iş gözüyle bakmadı. Şeyma kendine meşgale çıkarmıştı, gelen üç beş kuruştu, bunlar evden yapılan basit işlerdi. 900 TL sermaye ile başladığımız işin geldiği noktayı, süreç içerisinde kimse fark etmedi. Anlatmadan bilinmiyordu ve ben artık bilinsin istedim.

Peki kim miyim? Ben haftada 5 gün tam mesai aile firmamızda yönetici olarak çalışıyorum. Şu an tasarım, dış ticaret ve finans bölümlerinden sorumluyum. Makkase adında bir girişimim var. 4 yıl önce, daha önce yaptığımız iş ve girişimlerden kazandığımız tecrübe ile ablamla ortaklaşa çıktığımız bu yolda şu an hayallerimizi tam olarak yansıtan bir atölyemiz ve e-ticaret web sitemiz var. Özel gün kutuları tasarlıyor ve satışını yapıyoruz. Evliyim, 1 buçuk ve 4 yaşlarında iki oğlum var. Hayat bunlar arasında dönüp duruyor.

Tüm bu parantez içi bilgilerden sonra yazının asıl amacına gelirsek, sosyal medyada paylaştığım içeriklerin bir faydaya hizmet etmesini amaç edinmiş ve uzun süre insanlara ne verebilirim, ne paylaşırsam faydalı olur gibi bir misyon edinmiştim. Son zamanlarda içine düştüğüm kısır döngü ile üzülerek görüyorum ki ciddi etkileşim seviyelerine ulaşan ve paylaşım sahibine ciddi maddi imkanlar sağlayan içeriklerin büyük bir çoğunluğu magazinel ve çöp bilgilerden ibaret. Anlamakta çok zorlandım ama saygı da duydum. Demek ki bir topluma ihtiyacı olan şeyi veriyorlardı, kesinlikle taktir etmek gerekirdi. Peki ben ne yapacaktım? İstediğim şeyin çok dışında bir durumla karşı karşıya kalmıştım. Hayat sosyal medyada dönenlerden ibaret değildi. Hepsinin bir arka planı vardı ama biz onları hiç göremedik. Göremedikçe kendimizi daha az sevdik. Estetik algının bize dayattığı kadar güzel değildik, moda evlerimiz, moda giysilerimiz yoktu, belki de yaşadığımız şehirler veya maddi gelirlerimiz gereği gidebildiğimiz kafeler o fotoğraflardaki gibi cool mekanlar değildi. Belki de olanla yetinen insanlardık ama olması gerekenin bu olduğuna ikna edildik, her geçen gün kendimizden ve imkanlarımızdan daha çok nefret ettik.

Şimdi konu buraya kadar gelmişken çok ince bir çizgi ile ayrılan benim amacımın yanlış anlaşılması en büyük korkum olur. Deli gibi çalışıyorum, daha az uyuyorum, sürekli üretiyorum. Bu çaba sonrasında sahip olduğum ve olacağım imkanların tam olarak gökten zembille indiğini düşünen ve düşünecek bir kesim olduğunun farkındayım. İstediğim şey benim tempomu seven insanlara hayata bakış açımla ilham olmaktır. Yaptığım her şeyin bir bedeli olduğunu ve bu bedele katlandığımı göstermek amacındayım. Çocuk ve iki işi bir arada yürütmenin aşırı derecede zor olduğunu anlatmayı ama zorluk ne kadar çoksa sonunda aldığın keyfin de o kadar çok olduğunu ve seni tatmin ettiğini göstermeyi çok isterim.

Bu amaç benim biraz önce eleştirdiğim bir kesim gibi, bir kesimin de beni eleştirme sebebi olabilir. Hali hazırda zaten eleştiri de aldığım için bir şeyleri açıklama ihtiyacı duyuyorum. Bazı konularda popülariteye karşı olmakla, sırtını tamamen popülariteye dayamak arasında bir yerde olmak durumundayım çünkü işin temelinde ne kadar çok kişiye ulaşırsan o kadar fayda sağlamak ve kendi markama ve gelecekteki markalarıma da fayda sağlatmak var. Bunu söylemekten çekinmiyorum. Farkımın ahlak sınırları içerisinde kalarak, toplumun bize dayattığı mükemmel hayatı yaşarmış gibi yaparken, arka planda neler olduğunu da göstermek olduğunu anlatabildiğimi umuyorum. Bu sürecin çok acemisiyim, zaman içinde yeni gözlemlerim ve yeni fikirlerim olacaktır. Gün geçtikçe her şeyin rayına daha çok oturacağına inanıyorum. Heyecanlı günler beni bekler, sağlıcakla kalın..